ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2010/24
Karar Sayısı : 2010/46
Karar Günü : 24.3.2010
R.G Tarih-Sayı : Tebliğ edildi.

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Şişli 14. Asliye Ceza Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU: 14.12.2009 günlü, 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci ve ikinci tümcelerinin Anayasa’nın 38. maddesine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

I- OLAY
Verilen çekin karşılıksız çıkması üzerine yapılan şikâyet sonucunda sanık hakkında açılan kamu davasında, itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme iptali için başvurmuştur.

II- İTİRAZ KONUSU YASA KURALI
5941 sayılı Çek Kanunu’nun itiraz konusu tümceleri de içeren 5. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“(1) Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adlî para cezası, çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamaz. Mahkeme ayrıca, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına; bu yasağın bulunması hâlinde, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının devamına hükmeder. Bu davalar, çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği veya çek hesabının açıldığı banka şubesinin bulunduğu yer ya da hesap sahibinin yahut şikâyetçinin yerleşim yeri mahkemesinde görülür.”

III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi gereğince yapılan ilk inceleme toplantısında, başvuru kararı ve ekleri, ilk inceleme raporu, itiraz konusu yasa kuralı ve bunun gerekçesi ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Anayasa’nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 28. maddesine göre, bir davaya bakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık savının ciddi olduğu kanısına varırsa bu hükmün iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurmaya yetkilidir. Ancak bu kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilmesi için, elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması ve iptali istenen kuralın da o davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak yasa kuralları, davanın değişik evrelerinde, ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikteki kurallardır.
İtiraz konusu kuralda, “Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adlî para cezası, çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamaz.” denilmiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan Kanun ile sonradan yürürlüğe giren Kanunların hükümleri farklı ise failin lehine olan Kanunun uygulanacağı kurala bağlanmıştır. Bu nedenle önceki yasa kuralının sanığın lehine olması durumunda, bu kural yürürlükten kalkmış olsa bile uygulanması gerekmektedir.
Sanık hakkında 3167 sayılı Yasa kuralının uygulanması durumunda verilebilecek en yüksek ceza, karşılıksız çıkan çek bedeli tutarı olan 49.000 lira adli para cezasıdır. Bu cezanın mahkeme tarafından belirlenen biçimde ödenmemesi durumunda sanık, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un Geçici 1. maddesine göre adli para cezasının bir günü yüz Türk Lirası hesabı ile hapsedilebilecek ve böylece en fazla 490 gün hapis cezası ile cezalandırılabilecektir.
5941 sayılı Yasa kuralının uygulanması durumunda ise sanık, çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olmamak üzere binbeşyüz güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılabilecektir. Mahkeme belirlenen adli gün para cezasını, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 52. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca sanığın ekonomik ve diğer şahsi hallerini göz önünde bulundurarak en az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olmak üzere gün karşılığı adlî para cezasına hükmedebilecektir.
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme’de görülmekte olan kamu davasında karşılıksız kalan çek bedelinin miktarı 49.000 lira olduğuna göre sanık, bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı yirmi Türk Lirası olarak uygulanması durumunda kural gereği üst sınır olan 1500 gün adli para cezasına, yüz Türk Lirasının uygulanması durumunda 490 gün adli para cezasına çarptırılabilecektir. Adlî para cezası ödenmediği takdirde ise 5275 sayılı Yasa’nın 106. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince sanık, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarınca hapsedileceğinden ve adlî para cezası yerine çektirilen hapis cezasının süresi aynı maddenin (7) numaralı fıkrası gereğince üç yılı geçemeyeceğinden 490 gün ila 1.095 gün arasında hapis cezasına maruz kalabilecektir. Bu durumda 490 gün hapis cezası en az miktar olup, sanık daha fazla hapis cezası ile de cezalandırılabilecektir.
Yukarıda anılan önceki ve yeni yasa kuralları göz önüne alındığında, 3167 sayılı Yasa’nın 16. maddesinin 4814 sayılı Yasa ile değişik birinci fıkrasının sanığın lehine olduğu anlaşıldığından, itiraz konusu tümcelerin bakılmakta olan davada uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle başvurunun, Mahkeme’nin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
14.12.2009 günlü, 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci ve ikinci tümcelerinin, itiraz başvurusunda bulunan Mahkeme’nin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu tümcelere ilişkin başvurunun Mahkeme’nin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE, 24.3.2010 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Uncategorized kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , . 1 Comment »

Anayasa Mahkemesi İptal İstemini Ret Ederse

Çek Yasası ile ilgili Anayasa Mahkemesinin önünde iki yol var.

Yasayı iptal etmek,

İptal istemini ret etmek ve,

 Ret gerekçesinde yapacağı yorumla adli yargıya yön vermek. Yasadaki suçun kast ile işlenebileceğini, bu nedenle anyasadaki” yerine getirememe”, protokoldeki “inability” kavramları ile yasanın çelişmediğini söylemek.

Bu durumda mahkemeler karşılıksız çek suçlarının oluşumunda kast unsurunu aramak zorunda kalacaklardır.

ANANAYASA MAHKMESİNİN KARARI İLE UYGULAMA DEĞİŞECEKTİR.

Anyasa Mahkemesinin yasadaki suçun oluşmasının kasta bağlı olduğunu açıklaması  Yargıtayın tutumunu değiştirecektir. Yargıtayın suçun oluşumunun kasta bağlı olduğuna hükmetmesi durumunda bütün dosyalar sil baştan ele alınmak zorunda kalacaktır. Bu da yargının kilitlenmesi ve dosyaların zaman aşımınına uğraması demektir. Bu durumda  meclis yeni bir düzenleme yapmak zorunda kalacaktır.

KOSİAD olarak kitapların yüksek yargı üylerine ulaşmasını sağlamaya çalışmamız, kitapları bütün il adliyelerinde dağıtmamız olası ret kararını etkilemek, yüksek yargı üyelerine, Anayasa Mahkemesi Raportörlerine kaynak sunmak içindir.

Karşılıksız Çek SAVUNMA kitabında neler var? Kitapta kimlerin yazıları var?

Prof. Dr. Hayri Domaniç,

Sami Selçuk,  Yargıtay Onursal Başkanı,

Hikmet sami Türk,  eski Adalet Bakanı,

Doç. Sesim Soyerin yazıları ve birçok başka yorum, yazı kaynak var.

YENİ KİTAPTA KİMLERİN YAZILARI VAR,

Tayyyar Cem Eralp, Yargıtay Cumhuriyet Savcısı,

Prof. Dr. İzzet Özgenç, çek yasasının mimarlarından, suçun oluşumunu kasta bağlıyor,

Dünya Gazetesinde çıkan Ankaralı Hukukçunun yazısı

Yargıtay kararları  ve birçok belge bilgi var kitapta.

Her iki kitapta yüksek yargı üyelerine gönderiliyor, adliyelerde dağıtılıyor.

KOSİAD DOĞRU YOLDA, EMİN ADIMLARLA İLERLİYOR.

YARGITAYDAKİ DOSYALARA TAAHHÜT VERİYORUZ

Uncategorized kategorisinde yayınlandı. 4 Comments »

EDNİNİLEN BİLGİ

Taahhüt verilen dosyalar öne alınıyor, dosyanın kapağı açılmadan dosya mahal mahkmesine  gönderiliyor. Bu durumda dosya temyiz aşamasında beklemede kalıyor; taahhütün ihlalinin tespiti ile temyiz süreci kaldığı yerden devam edecek. Bu aşamada da daire bugün yaptığı gibi lehe yasa bozması verecektir.

SÜRE KAZANMAK NE İŞİMİZE YARAYACAK?

Daha önce açmadığınız, ya da açamadığınız olumsuz saptama gibi hukuk davalarını açabilirisiniz. Örneğin eksik ödeme yapmış iseniz hukuk mahkemesinde bunu tespit ettirirsiniz, hatır çeki ise borcunuz olmadığını v.s.. Bütün bunla yeni yasaya göre sizin lehinize sonuçlar doğuracaktır.

KOSİAD AVUKATLARI BU KONULAR ÜZERİNDE YOĞUNLAŞIYORLAR.

YARGITAYDAKİ DOSYALARA TAAHHÜT VERİYORUZ

Yargıtay tahhüt verilen dosyaları mahal mahkemelerine gönderiyor. Bir yıl sonra taahhütün yerine getirilmediğinin tespiti üzerine bu dosyalar tekrar yargıtay’a gönderilecek. Bu dosyalar yeniden yargıtayda sıraya girecek, sırası gelince dosya değerlendirilecek ve bu kez yasa bozması ile tekrar mahal mahkemesine gönderilecek. Mahal mahkemesinde dosyanın bir yıl kaldığını düşünelim, sonra dosya yeniden Yargıtay’a gidecek..Böylece en az üç yıl artı bir süre kazanılacak..

Taahhütün cezai ve hukuki yorumunda düşülecek şüpheleri ortadan kaldırmak için taahhütlere ilaveler yapıyoruz.

Uncategorized kategorisinde yayınlandı. 4 Comments »

HAKİMİN CEHALETİ

                           
  İZMİR  26. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ
hakimi 5941 yasanın 5/3 maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesine gitti.

Anayasa Mahkemesi  24 Mart’ta mahkemenin iptal istemini görüşecek. İptal isteminin gerekçesi şöyle:

“İPTAL GEREKÇELERİ :

5941 Sayılı Çek Kanunu 20/12/2009 tarihli 27438 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

Dosyamızda sanık S.E. hesap sahibi gerçek kişi sanık C.K.ise S.E.’nin vekili sıfatı ile sanık durumundadır.

3167 sayılı yasanın 16/1 maddesi uyarınca hem hesap sahibi gerçek kişiler hem de vekilleri çek bedeli kadar adli para cezası ile cezalandırılmakta ve ayrıca yine hem hesap sahibi gerçek kişi hem de vekili hakkında 3167 sayılı yasanın 16/3 maddesine göre 1-5 yıl arasında çek hesabı açtırmalarının yasaklanmasına karar verilmektedir.

5941 sayılı yasanın 5/3 maddesi ile hesap sahibi gerçek kişi yönünden kişinin cezai sorumluluğunun bulunduğu bildirilerek temelde bir değişiklik yapılmamıştır.

Ancak; 5941 Sayılı Yasanın 5/3 maddesi ile vekaleten çek keşide edilmesi halinde vekilin hukuki ve cezai sorumluluğu kaldırılmıştır.

5941 Sayılı Yasanın 5/3 maddesinin ilk cümlesinde gerçek kişilere vekaleten çek keşide edilmesi açıkça yasaklanmıştır.

Hiçbir hukuk devletinde bir yasak getirilip yasağın karşısında yaptırım öngörülmemesi söz konusu olamaz.

Aynı yasa maddesinin 1. cümlesi ile yasak getirilmiş, 2. cümlesinde ise yasağa uymayan vekilin cezai ve hukuki sorumluluğunun bulunmadığı açıklanmıştır.

Hukuk ihlalinde sınır tanımayan yasa koyucu vekilin cezai sorumluluğunu kaldırılmanın yanında davamız konusu olmamakla birlikte ” hukuki” sorumluluğunu da kaldırmıştır.

Çeklerdeki cirantaların ya da avalistlerin ya da benzer sıfatla imzası bulunan tüm şahısların hukuki sorumluluğunda hiçbir tereddüt bulunmadığından tüm bu bahsedilen kişiler aleyhine her türlü hukuki takibat yapılabilmektedir.

Vekilin hukuki ve cezai sorumluluğunun olmadığının açıklanması tam bir suç işlemeye teşviktir.

Uygulamada çek hesabı açma yasağı bulunan kişiler yakınları (genellikle eş, anne-baba ya da kardeşleri) adına hesap açtırıp onlardan vekaletname alarak çek keşide etmektedirler.

Yani uygulamada, keşide edilen çeklerden çıkar temin eden hesap sahibi değil vekaleten çek keşide eden kişilerdir.

5941 Sayılı yasa genel olarak değerlendirildiğinde Mahkemeler bankaların yardımcı kuruluşları haline getirilmektedir. 25 yapraklı bir çek karnesi nedeniyle mahkemelere 74 adet dava açılması mümkündür. 25 adet 5941 sayılı yasanın 5/1 maddesine göre karşılıksız çek davası ( Sulh Ceza Mahkemelerine) 25 adet 5941 sayılı yasanın 5/4 maddesine göre çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmesi için ( Sulh Ceza Mahkemelerine) ve 2. yapraktan itibaren yasağa uymama nedeniyle 5941 sayılı yasanın 7/6 maddesine göre 24 adet (Asliye Ceza Mahkemelerine) dava açılması söz konusu olabilecektir.

Söz konusu muhtemel dava sayısı gözönünde bulundurulduğunda, devletin şekli sosyal hukuk devletinden daha çok kapitalist sistemi çağrıştırmaktadır.

Yine genel olarak çıkartılmakta olan yasalar, sadece mahkemelerin işleyişini engellemekten başka bir işe yaramamaktadır. Çok uzun yıllar sonra değiştirilen Ceza Kanunu yürürlüğe girmeden dahi değiştirilmek durumunda kalınmıştır. Söz konusu yasalar Hukuk Fakültelerinde acilen KODİFİKASYON dersinin müfredata alınmasını zorunlu hale getirmiştir. Yine söz konusu yasalar ile sadece yasa numaraları değişmekte temel hiçbir mantalite değişmemekte ve yasalar sadece yargının işleyişini alt üst etme sonucunu doğurmaktadır.

Vekaleten çek keşide etmek yasaklandıktan sonra, bu eylemin cezası 5941 sayılı yasanın 7/6 maddesindeki yasağa rağmen çek keşide etme cezası olması gerekir. Zira Mahkemenin yasaklama kararına rağmen çek keşide etmek anılan yasa maddesi ile yaptırıma bağlanmıştır. Vekaleten çek keşide etmek yasa ile yasaklandığından yasanın yasağına rağmen çek keşide edildiğinden belirtilen yasa maddesi ile cezalandırmak mümkün olabilecek iken açıklandığı gibi açık bir çelişki ortaya çıkmaktadır.

İptal kararı verilmesi halinde, çek sahibinin de yaptırımdan kurtulması söz konusu değildir.  İptali istenen yasa maddesinin ilk anda hesap sahibinin sorumluluğunun açıkladığı intibağı uyanmakta ise de iptali istenen yasa maddesi vekaleten çek keşide eden vekilin cezasını ortadan kaldırma amacı taşımaktadır. Zira zaten mevcut uygulamada çek keşide eden ve çek hesabı ayrı ayrı cezalandırılmaktadır.

Açıklanan nedenlerle; iptali istenen yasa maddesi açıkça Anayasamızın temel ilkesi olan hukuk devleti ilkesine aykırı olduğundan Anayasa mahkemesine iptal davası açılmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ VE TALEP :

 5941 Sayılı Yasanın 5/3 maddesinin 2. cümlesinde ” gerçek kişinin … vekili olarak çek düzenlenmesi halinde, bu çekten dolayı …cezai sorumluluk çek hesabı sahibine aittir” hükmünün

Anayasamızın 2.maddesindeki Hukuk Devleti ilkesine aykırı olduğundan iptali için Anayasamızın 152/1 maddesine göre Anayasa Mahkemesine iptal davası açılmasına,

Anayasa Mahkemesi Başkanlığına sunulmak üzere gerekçeli iptal başvurusu ile birlikte dosyanın onaylı suretinin Anayasa Mahkemesi Genel Sekreterliğine gönderilmesine karar verildi. 21/01/2010″

KARŞILIKSIZ ÇEK DÜZENLEMEK SUÇ DEĞİL

ÇEKİN KARŞILIĞINI BANKADA BULUNDURMAMAK SUÇ

Bu talebi yapan hakim 5941 sayılı yasanın 5/1 maddesindeki suç tanımından bi haber. Hakim yasayı okumamış ve anlamamış. Yeni çek yasasında karşılıksız çek düzenlemek suç değil, çekin karşılığını yasal ibraz süresinde bankasında bulundurmamak suç. Madde ayrıca kusurluluk ilkesini de içermektedir. Vekilin çekin karşılığının bankada bulundurulmasından sorumlu tutulması TTK nın şirket yönetimine ilişkin hükümleri ve vekalete ilişkin yasa hükümleri ile çelişir. Vekiller asıllardan aldıkları talimatlarla hareket ederler, bu talimatlarla bağlıdırlar, ayrıca vekillerin sermaye şirketlerinin mal varlıkları üzerinde tasarruf etmeye yetkileri yoktur; yani asıla rağmen banka hesapları üzerinde işlem yapamazlar. Çekin karşılığını banka hesabında bulundurmamaktan vekili sorumlu tutmak modern hukuk prensipleri ile bağdaşmaz.

5941 sayılı yasanın 5/3 maddesinin iptali 5. maddenin tümünün iptali ile mümkündür. Belkide hakimin cahilliği bir hayra vesile olur da Anayasa Mahkemesi 5. maddeyi dolayısı ile karşilıksız çeke cezayı iptal eder; yani 5941 sayılı yasa toptan ortadan kalkar. SULH CEZA HAKİMİ CAHİL, YA ANAYASA MAHKEMESİ….BU YÜKSEK MAHKEMEYE BİZİM HADDİMİZE DEĞİL LAF ETMEK. YÜKSEK MAHKEMEYİ HOCALARIN HOCASI PROF. DR. HAYRİ DOMANİÇ’E HAVALE EDELİM. BAKIN NE DİYOR HOCALARIN HOCASI:

“EKONOMIK SUÇA EKONOMIK CEZA” gerekçesi ile hapis cezasini tespit eden, 4814 sayili kanunla bu dogrultudaki Anayasa Mahkemesi karari hatali olup, DÜNYA MEVZUATINA AYKIRI VE ACEMILIK ÜRÜNÜDÜR..

Hocaların hocası Anayasa Mahkemesinin 2003 yılında 3167 sayılı yasanın iptali istemi üzerine verdiği kararı eleştirirken Anayasa Mahkemesine sadece acemi demekle kalmıyor. Makalesinde mahkemenin AĞIR BİR HATA YAPDIĞINI söylüyor ve şöyle diyor:

“KUR’AN-I KERIM’in AHZAP Suresinin 72. Ayeti diyor ki;
Insan ZALUMEN CEHULA yani INSAN ÇOK ZALIM ve ÇOK CAHILDIR.”

Ayetten alınan bu sözlerin makaledeki muhatabı Anayasa mahkemesidir. ANAYASA MAHKEMESİNİN CAHİLLİĞİ DEVAM EDİYOR MU? YAŞAYIP GÖRECEĞİZ.
I

MAHKEME KARARLARINA YORUM

Çek Paneline Büyük Değer Vermiştim

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde yapılan Prof. Dr. Ünal Tekinalp ve Prof. Dr. İzzet özgenç ‘in katıldığı çek paneline büyük önem vermiştim. Gene adalet.org sitesinde yayınlanan Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Tayyar Cem Eralp’in  çek yasası yorumuna çok önem vermiştim. Biliyorsunuz Eralp’in yorumuna çok önem vermem rağmen doğru bulmadığım tarafını da ağır biçimde eleştirmiştim. Benim Çek Paneline önem vermeme çek mağdurları blogda yapılan yorumlarda eleştirilmişti. Bugün yeni çek yasasını anlamayan, anlamak istemeyen savcı ve hakimleri gördükçe Eralp’i mumla aramamak elde değil, karşılıksız çek suçu ancakKAST” ile oluşur diyen Özgenç’i öyle..

Biz biliyorduk ki hakimler 25 yıldır ceza vermeye alışmış, kolayına vazgeçnemezler. Hem bu hakimler bu toplumda yaşıyorlar, akşamları çek mağdurları ile rakı sohbeti yapmıyorlar!…

HER AVUKAT HUKUKÇU OLMADIĞI GİBİ HER HAKİM DE MAALESEF HUKUKÇU OLAMIYOR

Hukukçu olmak başka bir şeydir. Hukukçu olmak için önce tarafsız, bağımsız  bir kafa yapınız olacak, sonra bu hukuk sisteminin dayanağı olan batıdaki aydınlanma çağını özümsemiş olmak, teokratik, otokratik hukuk sistemleri ile modern hukuk sistemi arasındaki farkı doğru kavramış olmak gerekiyor. Yani hukuk bir felsefe, bir dünya görüşü işidir. Bir şeriatçı batı hukukunu kavrayamaz, asmayalım da besleyelim mi diyen zihniyetten yana olanlardan hukukçu olamaz. 1789 büyük fransız ihtilalini, bu ihtilalden önceki ve sonraki batıyı bilmeyen, Mustafa Kemal Atatürk’ün halifeliği ilga ederek cumhuruiyeti kuran Anadolu İhtilalini anlayamayanlardan hukukçu olamaz!…Bugünü hala 1920lerin, 1930 ların kafası ile anlamaya çalışanlardan hukukçu olamaz…Hukukçu olmanın ön koşulu bu hukuk sisteminin dayandığı felsefeyi anlamaktan, özümsemekten geçer. Kahve kültürü ile hakimlik, avukatlık yapan, kitabı açıp okumayanlardan hukukçu olmaz…olamaz…

HAKİMİ ŞİKAYET EDELİM

Aşağıda alıntı yaptığımız bir haberde göreceksiniz, hakim erken ibrazı falan takmıyor, bir alacaklı gibi sanığı TAAHHÜT vermeye zorluyor. İşte bu hakim şikayet edilmeli.. Bu olayın mağdurları bize başvursunlar, tanıkları varsa getirsinler, mahkeme tutanaklarını getirsinler, biz de bir tutanak yapalım ve bu hakimi şikayet edelim..

Bir diğeri İzmir Asliye Cezanın kararı. Şirket ortağı olmayan, 5/1-2 de şirket temsilcisi olarak tanımlanan şirket müdürüne ceza veriyor. İşte bu mahkemelere adını da yazarak Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Tayyar Cem Eralp’in yorumunu sizi ilgilendiren bölümü işaretleyerek savunma olarak verin, avukatınız varsa mahkemede hakime biraz hukuk dersi versin..

ŞİRKET ORTAĞI OLMAYAN MÜDÜRLER 5941 İN 5/1-2 MADDESİNE GÖRE ŞİRKET TEMSİLCİSİDİR.

Türk Ticaret Yasası 312 . maddeye göre Anonim Şirketin yönetim kururlu üyeleri şirkette hisse sahibi olmak zorundadır, bir başka deyişle anonim şirketlerde ortak olmayanlar şirketim yönetim kurulunda yer alamazlar. Anonim Şirketlerde iki önemli organ vardır,; genel kurul ve yönetim kurulu, limited şirketlerde sadece ortaklar kurulu vardır ve anonim şirketteki bu iki organın işlevlerini limited şirketlerde bu ortak kurulu üstlenmiştir. 5941 in bahsettiği yönetim organı limited şirketlerin ortaklar kuruludur. Anonim şirketlerde yönetim kurulunu genel kurul seçer, yukarıda açıklandığı gibi seçilen bu üyeler şirket ortağı olmak zorundadır. Limited şirket ortaklar kurulu ise adı üzerinde ortaklardan oluşur. TTK  540. maddeye göre aksi kararlaştırılmamışsa limited şirketin herbir ortağı müdür sıfatı ile şirketi temsil ve ilzam eder. TTK 541. maddeye göre ortaklar kurulu şirkete dışarıdan müdür tayin edebilir, bu görevi anonim şirketlerde yönetim kurulu yapmaktadır.

Türk Ticaret Yasasının üçüncü kısmı şu başlığı taşımaktadır:

ÜÇÜNCÜ KISIM : ŞİRKETİN TEŞKİLATI

    A – ORTAKLAR UMUMİ HEYETİ:

    B – İDARE VE TEMSİL:

Ortak olmayan müdürleri ortaklar kurulu her an azledebilir, ortak müdürlerin azli ise ağır şartlara bağlanmıştır.

5. maddenin gerekçesi doğru okunup anlaşıldığında, madde ile gerekçesi birlikte yorumlandığında çıkacak sonuç ortak olmayan müdürlerin sadce temsilci sıfatına haiz olduklarıdır.

 

Çek mağduru, çek yasasını arıyor …

(http://karsiliksizcek.wordpress.com/

İstanbulda bir mahkeme. Belirli gün ve saatte celse açılıyor. Savunmam soruluyor. -Efendim dosyaya konu 2 çek erken ibraz edilmiştir. Bu çeklerde yeni yasanın ilgili maddeleri uyarınca beraatimi talep ediyorum. (ilgili madde diyorum çünkü madde numarası söyleyince çok kızıyorlar) Diğer çek içinde yasadaki taahhüt hakkımı kullanacağım. -Erken ibraz edildiğini idda ettiğin çek 20 gün ve 30 gün önce erken sorulmuş. Neden 20 gün sonra ödemedin ? -Erken ibraz edilen çeklerle hesaplarıma ve mallarıma haciz koydular. Elimde olmayan sebeplerden ödeyemedim efendim. -Eğer taahhüt vereceksen 3 çek içinde vereceksin. Yoksa kabül etmiyorum. Davayı 25.6.2010…… -Taktir sn. mahkemenindir efendim. celse kapandı. İstanbulda bir başka mahkeme.Belirli gün ve saatte celse açılıyor. Savunmam soruluyor. -Efendim suça konu çek erken ibraz edilmiştir. Beraatimi talep ediyorum. -Suç eski. O dönemde bu insanların erken ibraz etme hakkı vardı. Ayrıca bu kulaktan dolma bilgilerle gelip duruyorsunuz. Size bu aklı veren avukatlar var. -Efendim suç eski ama yasa yeni. Bende bu yeni yasadan yargılanıyorum. TCK 7. maddeye göre lehe hükümden faydalanmak istiyorum. -Yasa nediyor ? -5941 sayılı yasanın 3.maddesi 8. fıkrası erken ……..çeklerde hukuki takip yapılamaz diyor. -O icra için geçerli. Ceza için değil. (savcı araya giriyor, tahhüt verip vermeyeceğimi soruyor, hakim susturuyor, baksana herşeyi biliyor verecekse verir zaten) -Dosya erteleniyor. Celse kapanıyor. Sonra tartışma devam ediyor. Hakim; – Tahhüt vereceksen ver. Bu hakkını kullan, 1 nisan son gün. -Efendim ödiyemeyeceğim bir borca nasıl taahhüt veririm ? Sonra bu şekli bir suç, erken ibraz varsa beraat etmem gerekir. Taktir sizin efendim. -Sen bilirsin. İşte böyle geçiyor günlerim. Bu arada tüm Şişli ve İstanbul Sultanahmet asliye ceza mahkemeleri erken ibraza beraat vermektedir. Duyurulur.


Karşılıksız çek nedeniyle şirkette hissesi olmayan fakat şirket müdürü olduğu için, Mali müdür sıfatıyla verilen Adli Para cezası Mahkeme kararı..
İZMİR 3. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ
HAKİM: MEHMET TACETTİN KUMOVA 22041
C. SAVCISI: ZEKİ TÜRER 28270
KATIP: MİNE ÇANKIRILI
DAVACI: K.H.
GEREKÇELİ KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
SUÇ: KARŞILIKSIZ ÇEK KEŞİDE ETME
SUÇ TARİHİ / SAATİ: 25/08/2008
SUÇ YERİ: İZMİR/MERKEZ
KARAR TARİHİ: 30/12/2009
Yukarıda aşık kimliği yazılı sanık hakkında mahkememizde yapılan açık duruşma sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanık F’in yetkilisi olduğu şirketin Yapı Kredi Bankası İzmir …….. Şubesindeki hesabından aldığı çeki 25/08/2008 tarihinde 10.832,00 TL bedelle keşide ettiği süresinde ibrazında karşılığının bulunmadığının belirlendiği düzeltme hakkını kullanmadığı, süresinde çek bedeli gecikme faizi ve tazminatını Ödemediği iddia ve cezalandırılması istenmiştir.
Müşteki vekili müdahale ile sanığın cezalandırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Sanığın adresine CMK 195 ihtaratlı davetiye çıkarılmış eşi imzasına tebliğ edilmiş, sanık gelerek savunma yapmamıştır.
Müdahilin yetkili hamil bulunduğu süresinde şikayet ettiği, soruşturma evrakı içindeki belgelerden anlaşılmıştır.
Çek fotokopisi, banka ihbar yazısı ve düzeltme hakkının kullanılmadığına dair cevabı sanığa ait imza sirküleri, nüfus ve adli sicil kaydı, dosyadadır,
iddia makamı esas hakkında mütalaasında özetle; sanığın üzerine atılı karşılıksız çek keşide suçunun sükutunun kabulü ile sanığın suçunun 4814 Sayılı Yasa ile Değişik 3167 Sayılı Çek Yasası 16/1-3 maddesinde düzenlendiği, yargılama sırasında yürürlüğe giren 5941 Sayılı Çek Kanunu 5/1 maddesinde düzenlendiği, bu maddeler uyarınca sanığın lehine olacak şekilde cezalandırılmasına, karar verilmesi yönünde görüş bildirmiştir.
Toplanan deliller karşısında şikayetçinin yetkili hamil olduğu, sanık F.. yetkisine istinaden ….. seri nolu şirket çekini 10.832,00 TL olarak 25/08/2008 tarihinde keşide ettiği, süresinde ibrazında karşılığının bulunmadığı, çekin yasal unsurları taşıdığı düzeltme hakkının kullanılmadığı gibi çek bedelinin ödenmeyip, gecikme faizi ve tazminatının da ödenmediği bu suretle sanığın üzerine atılı suçun suç tarihinde yürürlükte bulunan 4814 Sayılı Yasa ile değişik 3167 Sayılı Çek Yasası 16/1-3 maddesi doğrultusunda sübuta erdiği, anlaşılmış, Ancak;
Yargılama sırasında 5941 Sayılı Çek Kanunu 20/12/2009 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe girmiş, 9. maddesi ile 3167 Sayılı Çek Yasası yürürlükten kaldırılmış, 3. maddesinde ibrazında, çekin karşılıkız olduğunun tespiti 5. maddesinde ceza sorumluluğu çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı düzenlenmiş olup buna göre ceza sorumluluğunun çek hesabı sahibine çek hesabının tüzel kişilik adına olması halinde tüzel kişiliğin mali işlerini yürütmekle görevli yönetim organı üyesi, böyle bir belirleme yoksa yönetim organını oluşturan gerçek kişi veya kişilere ait olacağı, karşılıksız kalan miktarın İse kısaca ibraz tarihinde hesapta bulunan miktar ve bankanın ibraz tarihi itibariyle ödemekle yükümlü olduğu miktar çek bedelinden indirildikten sonraki kalam kısım olacağı açıklanmıştır,
Sanığın hukuki durumunun 5941 sayılı Çek Yasası’nın getirdiği hükümler açısından yapılan değerlendirilmesinde ise;
sanığın çek hesabı sahibi bulunan tüzel kişiliğin çek keşidesi ile yetkili müdürü olduğu, çekin kanuni ibraz süresi içerisinde ibraz edildiği ve çek karşılığının bankada bulunmadığı, belirlenmiştir.
Sanığın gün para cezası tayininde 5237 Sayılı TCK’nın 61. maddesinde sayılan kriterler gözetilerek gün adli para cezası belirlenmiş ve TCK’nın 52. maddesindeki kriterler doğrultusunda birim gün miktarı belirlenerek yapılan hesaplama sonunda varılan sonucun çek bedelinden ve karşılıksız kalan miktarından az olduğu, varılan bu sonuç itibariyle yeni yasal düzenlemenin sanık lehine sonuç verdiği anlaşılıp kabul edilmiş, sanığın 5941 Sayılı Çek Yasası 5/1 ve 8 TCK’nın 52. maddeleri doğrultusunda cezalandırılmasına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur, Bu nedenle
HÜKÜM
Sanık F.. ‘in yetkilisi olduğu şirketin çek hesabından aldığı …. seri numaralı çekini 25/08/2008 tarihinde 10.832,00 TL bedelle keşide ettiği; yasal süresinde ibrazında karşılığını hazır etmeyerek karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet vermek suretiyle sübuta eren eylemi nedeniyle karar tarihinde yürürlükte olun sonucu itibariyle sanık lehine olduğu anlaşılıp kabul edilen 5941 Sayılı Çek Yasası 5/1 maddesi uyarınca suçun işleniş şekil ve özellikleri çekin miktarı gözetilerek (1) takdiren ve teşriden 50 gün süre ile adli para cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın adli para cezasını TCK’nın 52 maddesi uyarınca dosya içeriğinden anlaşılan (2) ekonomik ve diğer şahsi halleri gözetilerek günlüğü takdiren 20,00 TL’den paraya çevrilmek suretiyle 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
Ancak hükmedilecek adli para cezası çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamayacağından ibraz tarihindeki bankanın ödemekle Sorumlu olduğu miktar olan 435,00 TL’nin çek bedelinden indirimi suretiyle hesaplanan (3) karşılıksız kalan miktar olan 10.397,00 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın 5941 Sayılı Çek Kanunu 5/1 maddesi uyarınca çek düzenleme ve çek hesabı açmadan yasaklanmasına, yasaklama kararının 5941 Sayılı Çek Kanunu 5/8 maddesi uyarınca TC. Merkez Bankasına bildirilmesine, 1000.00-TL maktu vekalet ücretinin sanıktan alınarak müdahile verilmesine
Bu dosya için sarf olunan (11,75) TL yargılama giderinin sanıktan tahsiline
Dair, hükmün tefhim yada tebliğinden itibaren 7 gün içersinde mahkemenin yazılı yada tutanak tanzim ettirmek üzere sözlü başvurmak suretiyle Yargıtay ‘ da temyiz yasa yolu açık olmak üzere, isteme uygun olarak verilen karar, sanık ve müdahil vekilinin yokluğunda C.Savcısı Zeki Türer’in huzurunda açıkça okunup anlatıldı. 30/12/2009
Katip 95900
Hakim 22041

Mahkeme, şirketin mali müdürünü cezalandırmış,
(1) takdiren ve teşriden 50 gün süre ile adli para cezası ile cezalandırılmasına,

(2) ekonomik ve diğer şahsi halleri gözetilerek günlüğü takdiren 20,00 TL’den paraya çevrilmek suretiyle 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
(3) karşılıksız kalan miktar olan 10.397,00 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,

1-Bu Adli Para cezası ödenmedi diyelim, infaz savcısı, 50 gün süre ilemi infaz edecek
2. maddeyi geçtik diyelim, 3- 10.397,00 Adli Para cezasını günlüğü 100 TL den hesaplayıp 103 gün hapis cezasıyla mı cezalandıracak..
Her şirket müdürü de, Mali Müdürmü? oda ayrı bir tartışma konusu

Uncategorized kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , , . 1 Comment »

Yeni Çek Yasası Lehe Uygulamalar

3167 sayılı yasanın en fazla eleştirilen yönlerinden biri yoklukta karar verilmesi idi. Yargıtay 10. Ceza Dairesi 25.01.2010 tarihli kararında yoklukta yargılamaya bozma kararı verdi. Bugün bir çok asliye ceza mahkemesi artık yoklukta karar vermiyor.

Yargıtayın “yasa bozması” ve 195 ile yoklukta yargılama ile ilgili kararları çek mağdurları için son derece önemli uygulamalar.Bugün Yargıtayda bekleyen 110 bin dosyanın esas mahkmesine gelip tekrar temyizle yargıtaya gitmesi ve sonlandırılması ortalama altı yıl alacaktır. Yargıtaydan bugün bozma ile gelen dosyanın esas mahkemesinde yargılamasının yapılıp tekrar temyizle yargıtaya gitmesi ve geri dönmesi üç yıl, davada avukat varsa belki beş yıl.. Sonlardaki bir dosyayı düşünün, yani 2009 yılı sonunda temyiz edilen bir dosya yargıtayın hızlandırılmış hali ile en erken iki yıl sonra ki ,ben bunu mümkün görmüyorum, gelecektir; tekrar yargıtaya gidip geri gelmesi üç yıl, toplam beş yıl alaacaktır dosyanın sonlanması. Davada avukat varsa, davanın zaman aşımına uğraması işten bile değil.

DİĞER LEHE HÜKÜMLER

  • Gerçek kişi vekili ve asile BERAAT,
  • Tüzel kişi adına vekaleten imza atan gerçek kişiye BERAAT,
  • İbraz anında şirket ortağı olmayan şirket müdürüne BERAAT,
  • İbraz tarihinde yetkisi sona ermiş olan keşideciye BERAAT
  • Erken ibraza BERAAT,
  • BUGÜN TARTIŞMALI DA OLSA KUVVETLE MUHTEMEL KARŞILIKSIZ İŞLEMİNDEN ÖNCE VEYA SONRA İFLAS VEYA İFLAS ERTELEMEYE BERAAT,

En büyük açmaz avukatların ezici çoğunluğunun cezadan yana olması. Bugün bize düşen en önemli görev hakim ve savcıların aydınlatılmasına katkı yapmaktır. Hakimlerin cezacı düşüncelerinin değişmesi, yeni çek yasasını doğru kavramaları için yoğun bir propaganda çalışması yapılmalı. Bunun için broşürler, textler hazırlanıp dağıtılabilir. Bu da hem insan ve hemde para ister. Bunun için eylem biçimleri geliştirmeliyiz.

ÇEK ÇALIŞTAYI TOPLAYABİLİRİZ

Bu çalıştayda eylem biçimleri, örgütlenme, hakim  ve savcıların bilgilendirilmesi çalışmaları tartışılabilir.

Daire Başkanını Makamında Ziyaret

Uncategorized kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , . 10 Comments »